Osmangazi’de dönemi bitirdik…

Final jürisinden birkaç imaj.. Projeler de yakında blog’da olacak…

116.jpg

213.jpg

312.jpg

Tekirdağ NKU Morfoloji Binası şantiyesi hızla devam ediyor…

115.jpg

212.jpg

311.jpg

49.jpg

Troya Müzesi Yarışması için öneri projemizden birkaç imaj…

210.jpg
19.jpg
39.jpg
47.jpg
53.jpg
65.jpg

Söyle, tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus’un öfkesini söyle.

Böyle çağırır Homeros, meraklısını Truvalılar’ın ülkesine…
Troya… mit ile gerçeğin, edebiyat ile tarihin birbiri içine aktığı, hayalgücünün gerçekleri zenginleştirdiği, gerçeklerin ise hikayeleri inanılır kıldığı coğrafya…

Troya hikayesini katman katman keşfetmek gerekir. Ziyaretçisine kendisini kolay kolay açmaz; karşısındakinden emek ve zaman talep eder öyküsünü aktarmak için. Troya kentinin, mit ile gerçeğin birbirine karıştığı zamansal ve mekansal katmanlaşması ve kentin özgün kimliğini kolay kolay deşifre etmemesi, müze yapısı için en önemli ilham ve çıkış noktası olmuştur. Müze de benzer şekilde ziyaretçisine kendisini hemen açmaz; kolayca anlatmaz. Bu nedenle, Çanakkale’den Tevfikiye Köyü’ne uzanan yolun sınırını yüksek iki duvar tutar. Arkasındaki içerikle ilgili çok söz söylemez, çok ipucu vermez. Yola paralel olarak yerleşen ilk sıra duvarların ardından diğer duvarlar ise ören yerine doğru açılarak, müzenin yüzünü Troya kentine döndürür.

Ekodepo Yapı Fuarı’nda!

Ekodepo isimli tasarımımız ilk defa Yapı Fuarı’nda tanıtılıyor!

Daha detaylı bilgi için:
www.ekodepo.net

dsc_0928.jpg
dsc_0934.jpg
dsc_0989.jpg

Koşuyolu Binamız Tamamlanmak Üzere!

01a.JPG

02a.JPG

03a.JPG

Antakya’da Yeni Biri!

Bu dönem Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yürütücülüğünü yaptığımız “Antakya’da Yeni Biri (mimari proje 4)” atölyesi, geçtiğimiz haftalarda yaptığımız keyifli (ve lezzetli!) Antakya gezimizin ardından çalışmalarına devam ediyor. 10 öğrencinin katıldığı proje dersi şu sorulara cevap arıyor:

Yeni biri her zaman bir yabancı mıdır?
Yabancı kimdir?
Yabancı ne zaman yerli olur?
Yeni biri kentle nasıl tanışır?
Kent yeni birinden ne bekler?

Bir kent kimliğini nasıl edinir?
Kenti yaşatan elemanlar nelerdir?
Kent dokusu nasıl okunur?
Kent dokusu tasarlanabilir bir durum mudur yoksa kentin kendi devingen yaşantısı içinde mi şekillenir?
Yaşayan bir kent dokusu ile dondurulmuş bir müze-kent arasındaki fark nedir?
Yaşayan bir kent dokusuna nasıl eklemlenilir?
Süreç içinde kendiliğinden oluşan bir dokuya nasıl eklemlenilir?
Kentin içinde olmak ve çeperinde olmak ne demektir?
Kendiliğindenliğin karşısında tasarlanmışlık nasıl durabilir?
İkisi nasıl birlikte var olabilir?

(Fotoğraflar için Ömer Kanıpak’a teşekkürler.)

aaaaa.jpg

016.jpg

028.jpg

035.jpg

043.jpg

052.jpg

061.jpg

07.jpg

MIT EF Yarışması’nda Yarı Finaldeyiz!

ABD’de her yıl MIT 100K adıyla düzenlenen MIT Business Plan Competition, bu yıl ilk kez MIT EF (Massachusetts Institute of Technology Enterprise Forum) Türkiye tarafından ülkemizde de düzenlendi. Genç girişimcileri desteklemeyi amaçlayan yarışmaya Türkiye’nin her yanından 3000′i aşkın fikir ve iş planı başvurdu.

Pab ve kimya mühendisi Doğan Ayger’in ortak girişimi olan Betomoz yarı finali aşarak ilk 30 proje arasına girmeyi başardı!

Geçtiğimiz hafta sonu yarı finalistler ile girişimcilik ve iş planı hazırlama konularında yapılan atölye çalışmalarına katıldık. İkinci aşamada katılımcılardan projelerine dair eksiksiz bir iş planı teslim etmeleri bekleniyor. Birinci olan projeyi ise 50.000 dolarlık bir ödül bekliyor!

015.jpg

027.jpg

034.jpg

Seferihisar Projemize Dedeman Ödülü!

Dedeman Topluluğunun kurucusu Mehmet Kemal Dedeman’ın anısına, madencilik ve turizm sektörlerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen 7. Mehmet Kemal Dedeman Araştırma ve Geliştirme Proje Yarışması’na sunduğumuz proje, turizm dalında teşvik ödülü aldı! “Seferihisar İlçesi Turizm Destinasyon Yönetimi İçin Yeni Bir Turizm Vizyonu, Modeli ve Katalizör Önerisi ” isimli çalışmamızı geliştirmek ve gerçekleştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.

İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz.

aa112508.jpg

01222011_1_22.jpg

render-1.jpg

arazi2.jpg

Betonart’ın Kış Sayısında “Yıkılıp Yeniden Yapılan” İSTANBUL Var

betonart29.jpg

Betonart’ın yeni çıkan Kış sayısı yıkılarak yeniden yapılagelen, son yüzyılda radikal olarak değişen İstanbul’un kentsel makro-formuna odaklanıyor. Dosya editörlüğünü İpekk Yada Akıpnar’ın üstlendiği “İstanbul ‘Yıkarak Yapmak’ ” temalı dosyada, yüzyıllık kentsel büyüme sürecindeki radikal dönüşümler, kritik bir rol oynayan “yıkmak ve yapmak” eylemlerini bir araya getirmesi açısından “imar operasyonları” üzerinden mercek altına alınıyor.

Yüzyılın eleştirel değerlendirilmesinde, 1900-1950 dönemini Cânâ Bilsel, 1950’leri Burak Boysan, 1980’leri Funda Uz Sönmez ve 2000’leri Özlem Ünsal tartışıyor. En son olarak, toplumsal uzlaşma sağlanmadan gerçekleştirilen bütüncül bir master plan yerine, “fragmana” odaklı, fragmanın sorunlarını kavrayarak içselleştirmiş ve buna göre çözüm üretmek tavrını ortaya koyan, bugüne ve geleceğe dair mimari yeni bir sözü ortaya koyabilmek adına da Faruk Göksu’nun manifestal önerisi yer alıyor.

Betonart’ın bu sayısında dosya temasına paralel ele alınan konulardan biri de, Aralık ayında sonlanan Hayal-et Yapılar” sergisi. PATTU ekibinin Turgut Saner danışmanlığında hazırladığı sergi ve yayın, İstanbul kent tarihi boyunca farklı nedenlerden dolayı yıkılmış ve kent belleğindeki önemli rollerini kaybetmek durumunda kalmış yapılara odaklanıyor ve bu yapıları “canlandırıp” günümüze taşıyarak koruma-kullanma ilişkisi üzerine eleştirel gözlemler yapıyor.

Betonart’ın bu sayısındaki projeler olan Nevzat Sayın imzalı Altunizade’deki ofis yapısı, Kolombiya’da bir çimento fabrikasının santral binası için MGP tarafından yapılan prefabrik kabuk tasarımı, Arjantin’de A4estudio’nun tasarladığı Sobrino Evi ve Yunanistan’da A31’in tasarladığı sanat atölyesi ile ise, betonun, gerek coğrafi gerek fonksiyonel çeşitlilikle kullanıldığı farklı örnekler sunuluyor. Derginin bu sayısında ayrıca Esra Şahin Burat, La Tourette Manastırı’nı merkeze alarak, betonun “doğasını” ve her yeni bağlam ve perspektifle değişen binbir yüzünü tartışıyor.

Dergide ayrıca, geçtiğimiz sonbaharda 12.si düzenlenen Venedik Mimarlık Bienali ve 2012’de ilkinin gerçekleştirilmesi planlanan İstanbul Tasarım Bienali’nin öncü etkinliklerinden Tasarım Sempozyumu üzerine kaleme alınan değerlendirme metinleri; günümüze söylemi ve işlevi de evrilerek gelen bienal etkinliklerinin etki alanlarını, yaklaşımlarını ve alternatif potansiyellerini gündeme getiriyor.

Morfoloji Binası İnşaatı Başladı !

sdc11734k.jpg

sdc11694k.jpg

 morfoloji1.jpg

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Morfoloji Binası inşaatı başladı. 12860 m2 inşaat alanına sahip yapının Ekim 2011′de tamamlanması hedefleniyor.