“The Empire Strikes Back!”

Modern mimarlığın azılı düşmanı Prens Charles yıllar sonra tekrar saldırıya geçti.

Yıllar önce modern mimariyi bir çıbana benzeten prens, Trafalgar’daki Ulusal Galeri ek binasının klasik postmodern bir dilde yapılmasını sağlamıştı. Şimdi de Richard Rogers’ın Londra Chelsea’de inşa edilmek üzere tasarladığı modern görünümlü lüks konutlar projesinin, mimardan alınarak klasik mimari uslubun uzmanı Chelsea’li bir mimara verilmesini istiyormuş. Bu amaçla da arazinin sahibi aileye (Katar Emiri) ve inşaat firmasına bile gerekli yazıları yazmış.

Bunu duyan 10 star mimar da bir araya gelerek prense açık bir mektup yazarak imzalamış. İçlerinde Foster, Gehry, Hadid, Piano ve Nouvel’in da bulunduğu ekip Charles’ı, mevkisini kullanarak açık ve demokratik bir planlama sürecini etkilemekle suçluyor.

Yıllardır cam ve çelik yerine geleneksel görünümlü taş ve tuğla yapıları savunan prens, Leon Krier’in kurucusu olduğu New Urbanism akmının destekçisi. Bu akım, son yıllarda küresel ısınma ve sürdürülebilirlik konularına vurgu yapıyor olsada, söz konusu sorunlara modern mimari ile de cevap verilebileceğini göz ardı ederek, klasik mimari biçim ve malzemelerden vazgeçmiyor.

Öğrencilik dönemimde araştırma konusu olarak New Urbanism bana verildiğinde, bu akımda üretilen projelerin çizimlerini çizgi film karelerine benzetmiş ve 21. yüzyıl insanındansa çizgifilm karakterlerinin bu “yeni” kentlere daha çok yakışacağını düşünmüştüm. Bunu ispatlamak için kullandığım aşağıdaki proje ise şu anda çoktan Belçika’daki arazisine yerleşmiş olmalı.

Bakalım bu yeni savaşı yine Prens Charles kazanabilecek mi?

anime3.jpg

hisroyalhighnessprincecharles.jpg

BETONART’ın Yeni Sayısında Erivan, Kentsel Dokusuyla Gündeme Geliyor

kapak22.jpg

Özgün projelerin yanı sıra mimarlık pratiğine ve kuramına yeni okumalar getirmeyi hedefleyen dosya konularıyla uluslararası mimarlık gündemini takip eden BETONART’ın yeni sayısı çıktı!

BETONART’ın ilkbahar sayısı yine belirli bir coğrafyanın modernleşme süreci içinde geçirdiği dönüşümü inceliyor. Bu sayının dosyasını oluşturan Erivan kentinin kendine has jeopolitik konumu ve tarihi dolayısıyla edindiği post-sosyalist kent kimliğinin mekansal izdüşümlerini masaya yatıran dosya editörü Şebnem Şoher’e, sanat eleştirmeni ve küratör Nazareth Karoyan ve sanatçı Vahram Aghasyan eşlik ediyor. Şebnem Şoher, Erivan’ın tarihinde baskın olan çeşitli ideolojiler sonucu kentsel dokunun dönüşümünü inceledikten sonra, işleriyle 10. İstanbul Mimarlık Bienali’ne de katılmış olan Vahram Aghasyan ile, sanatçının Ermenistan’daki Sovyet dönemi mimarlığına ait yapıların bugünkü durumları ve bunları ortaya çıkaran ideolojilerin toplumsal anlamlarını araştıran işleri üzerine bir söyleşi yapıyor. Nazareth Karoyan ise kamusal alanı, Sovyet sonrası Erivan kentsel planının sosyal ve sembolik nitelikleri üzerinden okuyor.

Geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz Sverre Fehn de, Ada Louise Huxtable tarafından Pritzker Ödülleri için kaleme alınan okumayla dergide yer buluyor. İsviçreli mimar Valerio Olgiati’nin kırmızı renkli beton ile tasarladığı atölye-ev’i ve çoğul bir biçim dili benimseyen Weng Shu ve Lu Wenyu’nun Çin Sanat Akademisi Xiangshan Kampusu’nun yanı sıra dergideki diğer projelerden Promontório Architects’in Mora Nehri Akvaryumu ve José María Sáez-David Barragán’ın Şili’de tasarladıkları Pentimento Evi prefabrik beton elemanlarla kurguladıkları yenilikçi tasarımlarıyla dikkat çekiyor.

Yadigar Esen ve Pınar Gökbayrak’ın, konferans vermek üzere İstanbul’a gelen SANAA ortaklarından Ryue Nishizawa ile yaptığı söyleşi, mimarın farklı coğrafyalarda ve farklı ölçeklerdeki işlerinin ortak noktası olarak öne çıkan iç-dış mekan ilişkisi meselesinin geleneksel Japon mimarlığının etkisiyle üstlendiği yeni yorumlar üzerine odaklanıyor. Yine derginin son sayısında yer alan Burçin Kürtüncü ve Funda Uz Sönmez’in İTÜ Maslak kampusu doğa parkı projesi için tasarladıkları ve ilk aşaması uygulanan duvar projeleri ise, sınır çekmeyen başka bir duvar tanımının peşinde.

Urban Age İstanbul’da!

urban_age2.jpg 

Kentlerin sorunlarını ve geleceklerini tartışmak üzere düzenlenen Urban Age konferansı 5-6 Kasım 2009 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. Önceki senelerde New York, Londra, Şanghay, Mexico City, Johannesburg, Berlin, Mumbai, Sao Paulo gibi megakentlerde düzenlenen konferans için politikacılar, akademisyenler ve farklı birçok disiplinden katılımcı İstanbul’da buluşacak.

Urban Age, İstanbul için geçerli olan ulusal politikaları, şehir sınırları içerisindeki büyüme formunu, toplu taşımayı, kent çepelerindeki yoğun yeni yapılaşma ile kentsel yaşama katılımın çok kültürlü yapıdaki durumunu tartışacak.

Konferans öncesi, London School of Economics ve Arkitera Mimarlık Merkezi önderliğinde, kentin genç mimar ve planlamacılarının oluşturduğu beş ekip İstanbul’un geleceğini ilgilendiren konular üzerine çalışacak. Çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak fikirler, analizler, sonuçlar Urban Age konferansı öncesi ve sırasında tartışılacak. Bu süreçte İstanbul üzerine kafa yoracak ekiplerden biri de PAB!

Urla-Çeşme-Karaburun Yarımadası Yarışması, Yarışma Kitabı Çıktı

izmir.jpg

Geçtiğimiz sonbaharda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan Urla-Çeşme-Karaburun Yarımadası Fikir Yarışması süresince ve ödül töreninde organizasyonun ne kadar iyi yapıldığını ve Belediye İmar Müdürlüğü’nde çalışanların yarışmayı ne kadar benimseyip hassasiyetle çalıştıklarını görmüş ve çok mutlu olmuştuk. Yarışmanın ardından kapsamlı bir kitap yapmak istediklerini söyleyip bizimle birlikte diğer tüm ödül alan ekiplerden yarışma raporlarını baskıya uygun formatta talep ettiklerinde de Belediye’nin “yarışma yapıldı-hevesimizi aldık-rafa kalktı” tavrında olmadığını görmüştük. Yarışmanın ana ürünü her ekibin teslim ettiği 100 sayfayı geçmeyecek şekilde hazırlanmış rapor kitapçıklarıydı. Bunlar bir kitap haline getirilecek ve yerel belediyelerin de içinde olduğu karar verme düzeyindeki isimlere ulaştırılacaktı…

Geçenlerde önce bir e-posta geldi; kitabın hazır olduğunu bildiren ve bizi kitap tanıtım toplantısına davet eden. Yine hassas bir davranış; yine olumlu tavrın devamı… Birkaç gün sonra kargoyla elimize kitap ulaştı. Gerçekten çok iyi hazırlanmış, kağıt kalitesinden raporların birebir teslim edilmiş haliyle dizimine, jüri toplantı tutanaklarının ve oylamanın tüm detaylarına kadar açık olarak sunulduğu giriş bölümüne kadar her şey özenli.. Üstelik iki cilt; 1., 2. ve 3. ödül ilk ciltte, mansiyonlar ikinci ciltte toplanmış… Her şey çok güzel hala… Ta ki ödül alan yarışmacı ekiplerin isimlerinin kitapların hiçbir yerinde yazılmadığını fark edene kadar… ??? Bu kadar hassas çalışan bir ekibin bu noktayı atlamış olmasına hiç anlam veremedik açıkçası… Belediye’yle konuşup ondan sonra yorum yazmak daha doğru olur elbette ama yine de fikir sahiplerinin isimlerinin geçmediği bir yarışma kitabı ancak büyük bir dalgınlık sonucu hazırlanmış olsa gerek!!! Seçim öncesi tüm kitapların bittiğini ve 2. baskı yapabileceklerini söylemişti Belediye’deki yetkililer. Kitabı hazırlayan tüm ekibe teşekkür ederiz ama eğer 2. baskı yapılacaksa mutlaka düzeltilmesi gerekiyor bu hatanın.

Tüp Kitaplık

Green Forum Initiative standında kullandığımız karton tüplerden oluşan panellerden biri, artık ofisimizin yeni kitaplığı! Ayrıca çeşitli obje ve fotoğrafları sergilemek için de kullanışlı gözüküyor. Ama en iyi özelliği arkasındaki döküntüleri gizleyen bir paravan olması!

01k.jpg

02k.jpg

03k.jpg

04k.jpg