SANAA’dan Nishizawa ile Söyleşi

ryue-nishizawa.jpg

Geçen hafta 17 Şubat Çarşamba günü YEM’de bir konferans vermek için İstanbul’a gelen SANAA’nın ortaklarından Ryue Nishizawa ile Betonart için bir söyleşi gerçekleştirdik. Tokyo Üniversitesi’nde bir sene araştırma öğrencisi olarak bulunan Yadigar Esen ile birlikte yaptığımız söyleşide, özellikle NY’daki New Museum, Essen’deki Zollverein Okulu ve Tokyo’daki Moriyama Evi üzerinden Nishizawa’nın mimarlığını, SANAA’nın mimarlığa yaklaşımını konuştuk.

Projelerinde genellikle beyaz renk ve cam yüzeylere ağırlık veren, genellikle sade bir dil tercih eden SANAA’dan Nisihzawa, her ne kadar söyleşide farklı bağlamları tasarımlarında dikkate aldıklarını (örneğin New Museum’u, arazi New York’ta olduğu için çevresinden ayrışan bu formuyla tasarlayabildiklerini) söylese de, dışarıdan bir gözle bakınca tasarımlarındaki ortak noktaların fazlalığı ve yaklaşım benzerliği çok açık.

İster New York gibi mimarın kendi tabiriyle “insanların enerjisiyle şekillenen bir kentte”, ister Essen gibi Orta Avrupa’nın bir küçük bir kentinde, ister içinde ‘gizli bir düzen’ barındıran kaotik Tokyo’da tasarım yapsınlar, sonuç ürünlerinde iç-dış mekan ilişkisi, geçirgenlik ve homojen bir mekan üretmek ve bu homojenliğin farklı deneyimlerle dönüşmesini istemek (bu tamamen benim yorumum; söyleşide kendisine bu yorumumu nasıl değerlendirdiğini de sorma fırsatı buldum) gibi temel prensipler ortak. Tüm bu ortak prensiplerin temelinde de SANAA’nın modern mimarlığa Japon estetik anlayışını ve kültürünü çok iyi entegre etmeleri olduğuna inanıyorum. Açıkçası, çağdaş Japon mimarların çoğunda rastladığım bu farklı zihin yapısının temelini bu başarılı entegrasyon sürecine bağlıyorum.

moriyama_.jpg
Moriyama Evi, Tokyo

Japon kültürünün, özellikle Moriyama Evi’ndeki mekan ilişkisi bağlamında etkileri çok açık. Evin odaları (ki bu odaların/ünitelerin bazıları farklı kullanıcılara ait) arasında kalan ve komşularla paylaşılan ortak alanlardaki “görünmez” sınırda ya da cephesi boydan boya cam olan ve bahçeye bakan banyo ünitesinde görüldüğü gibi, mahrem algısının ve kamusallık anlayışının Japon kültüründe farklı olması bambaşka bir planimetri kurdurabiliyor insana.

Japon kültürü ve bakış açısı, örneğin Nishizawa’ya, “starchitect” kavramı üzerinden mimarların yapılarının önünde durmalarını ve bir görünürlük çabası/ihtiyacı içinde olduklarını, mimarlık ortamının da bunu desteklediğini söylediğimde bu durumu bu şekilde algılamayacak bir zihin yapısını da beraberinde getiriyor.

Henüz söyleşi yayınlanmadan daha fazla yorum getirmek istemiyorum; sadece söyleşinin izi zihnimde henüz canlıyken birkaç şey yazayım istedim. Söyleşi ise Betonart’ın İlkbahar sayısında yer alacak.

Betonart’ın Kış Sayısı, Japonya Üzerinden Yapay ve Doğal Peyzajı Tartışıyor

kapak21.jpg

BETONART’ın 21. sayısı peyzaj konusunu masaya yatırıyor. Türkçe’de daha çok doğa ile ilişkilendirilen peyzaj, aslında İngilizce karşılığında çok boyutlu bir anlam taşıyor. BETONART’ın son sayısı da, peyzajı bu çok yönlü anlamıyla ele alıyor ve Japonya örneği üzerinden doğal ve yapay peyzajı gündeme getiriyor. Japonya’da kırsal peyzajda doğayı kontrol altına almak üzere yapılan altyapıya ilişkin müdahaleler ve bu mühendislik projelerinde mimarlarla peyzaj tasarımcılarının rolü konunun bir yönünü oluştururken, özellikle Tokyo özelinde yapılı çevre yani kentsel peyzaj (urban landscape / cityscape) alanlarındaki yığılma da tartışmanın diğer bir boyutu. Doğal peyzajın tasarlanan çevrenin bir parçası olarak son dönemde yeniden ele alınmaya başlanmasının nedenlerinden biri olarak özerk tasarım disiplinlerinin son dönemde tekrar etkileşim içerisine girmesi de “Japonya’da Peyzaj: Ehlileştirilmiş Doğa” dosyasının alt tartışması. Editörlüğünü Ömer Kanıpak’ın yaptığı dosyada Deniz Aslan kentlerde yapaylaştırılan doğadan söz ederken, Yadigar Esen Tokyo’nun altyapı projelerine paralel olarak kentleşme sürecini Japon kültürü üzerinden okuyor. Projelerinde geleneksel Japon mimarisini 21. yüzyıla uyarlamayı hedefleyen Japon mimar Kengo Kuma, Tokyo Üniversitesi’nde beton üzerine araştırmalar yürüten mühendis Koichi Maekawa ve yine Tokyo Üniversitesi’nde peyzaj tasarımı kuramı üzerine doktora çalışmasını tamamladıktan sonra halen Avustralya’da Adelaide Üniversitesi’nde öğretim üyeliğini sürdüren Heike Rahmann ile yapılan söyleşilerle dosya tamamlanıyor.

BETONART’ın bu sayısında ayrıca Pelin Tan’ın 11. Venedik Mimarlık Bienali’nin ardından mimarlıkta görsel temsiliyet ve mimarlığın ötesinin krizini ele aldığı metni, İspanyol ofis Ensamble Studio’nun taşıyıcının ana tasarım elemanı olarak kurgulandığı Madrid’deki Hemeroscopium Evi, Fransız ofis ECDM’nin zarif bir beton deri giydirdiği Thiais RATP Otobüs Merkezi, çok yönlü mimari üretimleriyle Lizbonlu ofis ARX Portugal’ın Barreiro Yüksek Teknoloji Okulu ve MMBB arquitetos’un modernist üslubuyla dikkat çeken São Paulo’daki Vila Romano Evi proje okumalarıyla yer alıyor. İtalyan mimar Giuseppe Terragni ise 1932 yılında Faşist Parti’nin belediye binası olarak tasarladığı İtalya’nın Como kentindeki Casa del Fascio (Faşist Evi) projesi üzerinden Didem Yavuz tarafından tartışılıyor.

BETONART’a seçkin kitabevlerinden ulaşılabilir veya www.pab.com.tr/betonart websitesinden abone olunabilir.

5. Dünya Su Forumu Mart’ta İstanbul’da!

afis2.jpg afis1.jpg Dünya Su Forumu, su sorunlarına çözüm bulmak için, küresel işbirliğini amaçlayan önemli organizasyonlardan. Daha önce Marakeş (1997), Lahey (2000), Kyoto, Shiga, Osaka (2003) ve Meksiko City (2006)’de gerçekleştirilen Dünya Su Forumu 16-22 Mart arasında İstanbul’da düzenleniyor. DSi, İBB’nin de iş ortağı olduğu organizasyon uluslararası yapısıyla Green Forum Initiative (Çevre Dostu Forum)’i de kapsıyor. Hem Forum hazırlık sürecinde, hem de Forum boyunca çevredostu tavırla geri dönüştürülebilir malzeme kullanmayı hedefliyor. 10.000′den fazla katılıncının beklendiği Forum, Feshane ve Sütlüce Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

İstanbul billboardlarında, İstanbullular’ı da proje ortağı olarak davet eden Forum’un mekan, yönlendirme ve diğer görsel tasarımları PAB ve SO? mimarlık ofisleri tarafından ortak olarak yürütülüyor.