Yola çıkarken… düşünmeye değer 26 Nisan 2007
Bugünlerde genel kamuoyuna da yansıyan kritik mimarlık gündeminden (AKM ve Kongre Vadisi projeleri) olsa gerek, Türkiye mimarlık kamuoyunun pek de alışık olmadığı çok önemli bir etkinlik, gerektiği kadar tartışmaya açılamadı sanıyorum. Oysa ki, Uğur Tanyeli ve Atilla Yücel’in küratörlüğünü üstlendiği “Turgut Cansever: Düşünce Adamı ve Mimar” adlı sergi; gerek konu aldığı isim, gerek kurgulanış biçimi olarak ikili bir yapıya sahip olması, gerek de bu ikili serginin tekrarı olmayan başlıbaşına ayrı bir çalışmanın ürünü Cansever monografisiyle oldukça iyi bir iş. Üstelik, sergiye paralel olarak düzenlenen panel ve geziler de cabası.
Sergiyle ilgili bir değerlendirme yapmak değil şu anda hedefim, ancak panellerden birinde de gündeme getirilen Cansever’in projelerinin niceliğinin düşündürdüklerini tartışalım istiyorum. Cansever’in tüm hayatı boyunca az denebilecek sayıda uygulanmış proje sahibi olmasını Tanyeli, tek başına durmanın ve muhalif olmanın bedellerinden olduğuna bağlamıştı geçen hafta düzenlenen panelde. Cansever’in az iş yapmasına neden olacak bu özgür duruşun bedellerini bilinçli ve isteyerek aldığı muhakkak. Günümüz mimarlık ortamında ne kadar gerçekçi, ne kadar mümkün böyle bir tavır alabilmek bilemiyorum. Ancak hem PAB olarak bizim hem de yolun başındaki diğer mimarların, yola çıkarken prensiplerini doğru belirleyebilmeleri, fedakarlıkta bulunuyorlarsa da nelerden feragat ettiklerini bilerek davranmaları için uzun uzun düşünmeye değer.
Buna paralel olarak, aklıma Esen Karol’un Arredamento Mimarlık‘ın bu sayısındaki söyleşisinden bir bölüm geliyor. Karol, işlerine imza atmak istememesine rağmen, gün gelir de zayıf bir anında kötü bir işine imza atmaktan çekinebileceğini düşünerek, imza atmanın sorumluluk alma anlamına geldiğini farkettiği anı anlatıyor.
Bir yanda her türlü zorluğuna rağmen az ama iyi iş yapma kararı, bir yanda her işine imza atma sözünü kendi kendine verebilme sağduyusu… Her ikisi de ortak bir paydada buluşmuyor mu? Her ikisinde de ne olursa olsun yaptığı işin sorumluluğunu bilen aktörlerden söz etmiyor muyuz? Oysa bu aralar, bir mimarın “mimarca” işlerinin yanı sıra sadece para kazanmak için yaptığı işlerinin de olduğu ve bunları çok da ortaya koymadan güzel güzel kariyerine devam edebileceği değil mi, gizliden gizliye kulağımıza fısıldanan…
Değer, çokça düşünmeye değer hem de…