Museum in a Shoebox 28 Haziran 2009
yaratıcı ve esprili bir proje….
günümüzde müze nedir? neyi içerir? ne müzedir, ne değildir?
müze meraklılarını, old town - old street numara 15′te bekliyor;)
yaratıcı ve esprili bir proje….
günümüzde müze nedir? neyi içerir? ne müzedir, ne değildir?
müze meraklılarını, old town - old street numara 15′te bekliyor;)
’Here & There’ projesi yüksek yoğunluklu şehirler üzerine farklı bir projeksiyon yöntemi uygulanarak oluşturulmuş haritalar sunuyor. Kullanıcı şehrin içindeki 3 boyutlu noktasal mekanlardan plan düzlemindeki şehrin diğer bölümleri ile kesintisiz bir bağlantı kurma imkanı sağlıyor. Daha fazlası için: http://schulzeandwebb.com/hat/
Projesi İTU-MARDİNT ekibi ve PAB tarafından hazırlanan, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ortak Derslikler ve Merkez Laboratuvarları binasının ilk iki bloğunun inşaatı devam ediyor. Toplamda 33.000 m2 inşaat alanına sahip projenin ilk iki bloğunun 2009-2010 öğretim yılında eğitime açılması planlanıyor.
Urban Age için çalışmalar yapan PAB’ın da dahil olduğu 5 farklı grubun işlerini yakından takip etmek için şu bloğu kullanabilirsiniz.
Betonart Yaz Okulu, bu yıl İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 8-15 Temmuz tarhileri arasında gerçekleştiriliyor. Yaz Okulu’nun temasını “Betonu Biçimlendirmek” olarak belirleyen küratör Deniz Güner’e moderatörler Deniz Balık, Banu Binat, Deniz Dokgöz, Orhan Ersan, Can Kaya, Gökçeçiçek Savaşır, Erdal Uzunoğlu eşlik ediyor. Son başvuru tarihi 18 Haziran 2009.
Deniz Güner konsepti şöyle açıklıyor:
“Sayısal teknolojilerin gelişmesiyle birlikte şekillendirme olanaklarını genişleten, bilgisayar destekli tasarım (CAD) ve üretim (CAM) süreçlerini olanaklı kılan hesaplamalı yöntemler, algoritmik ve parametrik tasarım, süreç tasarımı… vb. gibi farklı teknik ve metotlar günümüzde form üretmenin en popüler araçları haline gelmekteler. Buna karşın çevremizde, ileri teknoloji (high-tech) kullanmadan, düşük teknolojik (low-tech) metotlarla üretilmiş oldukça geniş bir biçimlendirme kültürü de bulunmaktadır. Artan formel ilgiye ve biçimlendirme kültüründeki zenginliğine karşın, beton malzemenin şekillendirilmesinin kalıp tekniği ile sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu bakış doğrultusunda, betonun üzerine pek fazla düşünülmemiş ‘biçimlendirme’ (forming) ve ‘imalat’ pratiğine (manifacturing) odaklanan bu yılki Betonart Yaz Okulu’nun ana teması ‘Betonu Biçimlendirmek’ olarak belirlenmiştir. Bu tema bağlamında betonu biçimlendirmek üzere, sıra dışı kalıp tekniklerinin geliştirilmesi, başka alanlardan transfer edilebilecek ‘yaratıcı form verme teknikleri’ üzerine odaklanılması ve ardından da bu yeni tekniklerin uygulanması hedeflenmektedir.”
Ayrıntılı bilgi www.betonart.com.tr ve www.tcma.org.tr adresinde…
Saint Petersburg şehrinin çoğunlukla barok yapılardan oluşan yapı stoğunun belkide en önemli yapılarından biri Erich Mendelsohn tasarımı olan tekstil fabrikası. Şehri ziyaret eden bir çok kişinin gözünden kaçan yapı 1925-37 yılları arasında Petrogradskaya Adası’nda inşa edilmiş. SSCB’ye davet edilen ilk yabancı mimar olarak Mendelsohn, kendi futuristik yaklaşımını ve dinamik form arayışlarını burada da sürdürmüş. Ama ne yazikki sadece elektrik santrali bölümü tamamen onun tasarımı olmuş ve yapının geri kalanı Rus mimarlar tarafından tamamlanmış.
Gecen hafta Petersburg’a yaptığım gezide yapıyı görme fırsatım olmuş ve böylesi bir yapının neden yeniden kullanılamadığını düşünmüştüm. Sanırım bunu düşünen başkaları da olmuş ki internette gördüğüm bir habere göre yapıyı şehrin ilk çağdaş sanat merkezine dönüştürmeye karar vermişler. Sovyetler Birliği dönemine ait önemli bir endüstri arkeolojisi örneği olan yapının nasıl dönüştürüleceğini merakla bekliyorum.
Modern mimarlığın azılı düşmanı Prens Charles yıllar sonra tekrar saldırıya geçti.
Yıllar önce modern mimariyi bir çıbana benzeten prens, Trafalgar’daki Ulusal Galeri ek binasının klasik postmodern bir dilde yapılmasını sağlamıştı. Şimdi de Richard Rogers’ın Londra Chelsea’de inşa edilmek üzere tasarladığı modern görünümlü lüks konutlar projesinin, mimardan alınarak klasik mimari uslubun uzmanı Chelsea’li bir mimara verilmesini istiyormuş. Bu amaçla da arazinin sahibi aileye (Katar Emiri) ve inşaat firmasına bile gerekli yazıları yazmış.
Bunu duyan 10 star mimar da bir araya gelerek prense açık bir mektup yazarak imzalamış. İçlerinde Foster, Gehry, Hadid, Piano ve Nouvel’in da bulunduğu ekip Charles’ı, mevkisini kullanarak açık ve demokratik bir planlama sürecini etkilemekle suçluyor.
Yıllardır cam ve çelik yerine geleneksel görünümlü taş ve tuğla yapıları savunan prens, Leon Krier’in kurucusu olduğu New Urbanism akmının destekçisi. Bu akım, son yıllarda küresel ısınma ve sürdürülebilirlik konularına vurgu yapıyor olsada, söz konusu sorunlara modern mimari ile de cevap verilebileceğini göz ardı ederek, klasik mimari biçim ve malzemelerden vazgeçmiyor.
Öğrencilik dönemimde araştırma konusu olarak New Urbanism bana verildiğinde, bu akımda üretilen projelerin çizimlerini çizgi film karelerine benzetmiş ve 21. yüzyıl insanındansa çizgifilm karakterlerinin bu “yeni” kentlere daha çok yakışacağını düşünmüştüm. Bunu ispatlamak için kullandığım aşağıdaki proje ise şu anda çoktan Belçika’daki arazisine yerleşmiş olmalı.
Bakalım bu yeni savaşı yine Prens Charles kazanabilecek mi?
Özgün projelerin yanı sıra mimarlık pratiğine ve kuramına yeni okumalar getirmeyi hedefleyen dosya konularıyla uluslararası mimarlık gündemini takip eden BETONART’ın yeni sayısı çıktı!
BETONART’ın ilkbahar sayısı yine belirli bir coğrafyanın modernleşme süreci içinde geçirdiği dönüşümü inceliyor. Bu sayının dosyasını oluşturan Erivan kentinin kendine has jeopolitik konumu ve tarihi dolayısıyla edindiği post-sosyalist kent kimliğinin mekansal izdüşümlerini masaya yatıran dosya editörü Şebnem Şoher’e, sanat eleştirmeni ve küratör Nazareth Karoyan ve sanatçı Vahram Aghasyan eşlik ediyor. Şebnem Şoher, Erivan’ın tarihinde baskın olan çeşitli ideolojiler sonucu kentsel dokunun dönüşümünü inceledikten sonra, işleriyle 10. İstanbul Mimarlık Bienali’ne de katılmış olan Vahram Aghasyan ile, sanatçının Ermenistan’daki Sovyet dönemi mimarlığına ait yapıların bugünkü durumları ve bunları ortaya çıkaran ideolojilerin toplumsal anlamlarını araştıran işleri üzerine bir söyleşi yapıyor. Nazareth Karoyan ise kamusal alanı, Sovyet sonrası Erivan kentsel planının sosyal ve sembolik nitelikleri üzerinden okuyor.
Geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz Sverre Fehn de, Ada Louise Huxtable tarafından Pritzker Ödülleri için kaleme alınan okumayla dergide yer buluyor. İsviçreli mimar Valerio Olgiati’nin kırmızı renkli beton ile tasarladığı atölye-ev’i ve çoğul bir biçim dili benimseyen Weng Shu ve Lu Wenyu’nun Çin Sanat Akademisi Xiangshan Kampusu’nun yanı sıra dergideki diğer projelerden Promontório Architects’in Mora Nehri Akvaryumu ve José María Sáez-David Barragán’ın Şili’de tasarladıkları Pentimento Evi prefabrik beton elemanlarla kurguladıkları yenilikçi tasarımlarıyla dikkat çekiyor.
Yadigar Esen ve Pınar Gökbayrak’ın, konferans vermek üzere İstanbul’a gelen SANAA ortaklarından Ryue Nishizawa ile yaptığı söyleşi, mimarın farklı coğrafyalarda ve farklı ölçeklerdeki işlerinin ortak noktası olarak öne çıkan iç-dış mekan ilişkisi meselesinin geleneksel Japon mimarlığının etkisiyle üstlendiği yeni yorumlar üzerine odaklanıyor. Yine derginin son sayısında yer alan Burçin Kürtüncü ve Funda Uz Sönmez’in İTÜ Maslak kampusu doğa parkı projesi için tasarladıkları ve ilk aşaması uygulanan duvar projeleri ise, sınır çekmeyen başka bir duvar tanımının peşinde.